19 Ekim 2017 Perşembe

40 işe çırak olmaktansa bir işe usta olmak Doğaltaşın Ustası “Emek Mermer”

40 işe çırak olmaktansa bir işe usta olmak Doğaltaşın Ustası “Emek Mermer”

40 işe çırak olmaktansa bir işe usta olmak

Doğaltaşın Ustası “Emek Mermer”

 

Mermerin başkenti Afyonkarahisar'da, 1970 yılında aile şirketi olarak kurulan Emek Mermer, bugün dört farklı şehirde çalıştırdığı dört ocağıyla faaliyetlerine devam ediyor. Emek Mermer'in pazarlama sorumlusu Ümit Çelebi, “Bir işte usta olmak, kırk işte çırak olmaktan evladır” diyerek Emek Mermer'in bugüne gelişini ve firmanın son durumunu anlattı.

 

4 şehirde 4 ocak

Emek Mermer'in doğaltaş seleksiyonunda Classic Travertine, Silver Travertine, Antalya Noce Travertine ve Burdur Cream Beige ana seleksiyonları bulunuyor. Merkez ofisleri ve ilk fabrikaları Afyonkarahisar'da yer alıyor. Afyon fabrikaları, toplam 50 bin metrekare açık alan ve 12 bin metrekare kapalı alan üzerine kurulmuş. Bununla birlikte Denizli'de toplam 20 bin metrekare açık, 5 bin metrekare kapalı alana kurulu traverten ocağı bulunuyor. Yurt dışı pazar olarak kendilerini A.B.D., Fransa ve Avustralya'da güçlü hissettiklerini söyleyen Pazarlama Sorumlusu Ümit Çelebi, “Ürünlerimizin neredeyse tamamı fabrikalarımızda üretildikten sonra, yani katma değeri ülkemizde kalacak şekilde üretimleri yapıldıktan sonra, yüzde 95'ini ihraç ediyoruz. Ürünlerimizi ihraç ettiğimiz ülkelerden bazıları; Amerika, Fransa, Avustralya, Almanya, İtalya ve diğer Avrupa ülkeleri, Suudi Arabistan, Güney Afrika, vs.” dedi.

 

Kaliteli servis ile ön plana çıkılmalı

Rekabetin her geçen gün arttığı doğal taş sektöründe ön planda kalmak için verdikleri mücadeleyi anlatan Çelebi, “Yılların bilgi ve tecrübe birikimi ile şirketimizi markalaştırmak için yoğun mesai harcıyoruz. Rekabet noktasında ise, bir çok firmanın yaptığı gibi fiyat ile değil kaliteli servis ile ön plana çıkmayı hedefliyoruz. Sektörümüzün en büyük sıkıntısı haksız rekabet. Kim ne derse desin, bu şekilde kaliteli üründen ziyade fiyat ile rekabet yapmaya çalışmak bizlere ancak zaman kaybettirir. Ülkemizin yeraltı kaynaklarını değerinin altındaki rayiç fiyatlarla satmak ne firmalarımıza ne de ülkemize hiçbir fayda sağlamamaktadır” dedi.

 

İki yeni ocak yolda

Aydın'da ve Manisa'da ocak yatırımı yapmayı planladıklarını kaydeden Çelebi, “Kısa vadede Aydın Karacasu'da olan Beyaz ocağı ve Manisa Kula'da yer alan Traverten-Onxy ocaklarımızı açmayı planlıyoruz. Aydın ocağımızın yasal prosedürleri henüz devam ediyor. Manisa'daki ocağımızı da 2017 Marble Fuarı'na yetiştirmeyi ümit ediyoruz. Kısa vadede fabrika yatırımımız bulunmuyor. Ocak yatırımlarımızı yaparken dikkat ettiğimiz hususlar: ocağın fabrikaya olan yakınlığı, halihazırda çalışıyor olduğumuz pazarlara hitap ediyor oluşu şeklinde. Şunu da unutmamak gerekiyor, ülkemizin yer altı kaynakları çok zengin. Şu ana kadar elde edilmiş verilere göre dünya mermer rezervinin yüzde 40'ı ülkemizde bulunuyor. Bazı ürünler varki, siz fazla efor sarfetmeden popüler ürünler arasına giriyor. Ancak bazı ürünler var ki, onları bebek gibi büyütüyorsunuz. Uzun vadede güzel sonuçlar ortaya çıkıyor” diye konuştu.

 

Ne kadar risk o kadar kar

Türkiye'nin yaşadığı ve atlattığı badirelerden ve özellikle doğaltaş sektöründe yaşanan ihracat rakamlarındaki gerilemenin kendilerine etkilerini ve sektöre tavsiyelerini aktaran Ümit Çelebi, “Risk ne kadar fazla ise karlılık o kadar fazladır. Bu, ekonominin değişmez kuralıdır. Bu durumda ise uzun vadeli planlarınızın ve öngörülerinizin çok sağlam olması gerekiyor ki riskli ortamlarda yapılan yatırımlar hem kısa vadede hem de uzun vadede size karlılık olarak geri dönsün. Yapılacak yatırımlar mantıklı ve realist olduğu sürece karlılık olacaktır. Kısa vadede değil, sürekli uzun vadede düşünmeliyiz ve buna göne göre hareket etmeliyiz ki hem şirketlerimizin devamlılığı baki olsun hem de ülke ekonomisine katkılarımızı devam ettirebilelim. Çok açık ve net ki, bu işe sonradan girip para kazanmak söz konusu değil. Bizim sektörümüz, uzun yılların bilgi birikimi ve tecrübesi olmadan yapılabilecek bir iş değil. Sektörümüze dışarıdan dahil olan farklı farklı firmalar çok ciddi yatırımlar yaptılar ancak bir kaç yıl sonra yaptıkları yatırımları yok pahasına satıp sektörden çıkma kararı aldılar. Kırk işte çırak olmaktansa bir işte usta olmak her zaman evladır” dedi.

 

Çin 2018'den sonra düzelir”

Sektörü gelecek dönemlerde bekleyen tehlikeleri ve Çin'de yaşanan düşüşü değerlendiren Çelebi, “Önümüzdeki yıllar güzel olacak. Her daim ümit var ve ümitli olmamız gerekiyor çünkü bizim bu sektörden başka yapacak işimiz yok. O yüzden bunu da en iyi şekilde yapmamız gerekiyor ki başarılı olabilelim. Çin'deki düşüş 2018 sonrasında toparlanacaktır diye düşünüyoruz. Hindistan ise kısa vadede değil ama özellikle kotaların kaldırılmasıyla daha canlı hale gelecektir. Ancak hiçbir zaman Çin gibi olamayacaktır çünkü altyapı olarak kısa vadede Çin'i yakalayamaz. Uzun vadede Hindistan pazarı güzel şeyler vadediyor. Zamanla göreceğiz. Amerika ise sektörümüz için cazibesini hiç bir zaman kaybetmez. Dev tüketim ekonomisi sebebiyle her daim canlı kalacaktır. Avrupa için güzel şeyler söyleyemem çünkü İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılması büyük kan kaybettirdi ve bunun arkası da gelecektir. İngiltere, Almanya ve Fransa Avrupa Birliği'nin en güçlü ekonomileri ve diğer Avrupa ülkelerinin giderlerini karşılamak istemiyorlar. İngiltere'nin ayrılmasının altında yatan en büyük sebebi olarak bunu görüyorum. Almanya ve Fransa da aynı yolu takip edecektir diye düşünüyorum. Ortadoğu pazarına gelirsek, öncelikle silahların susması ve akan kanın durması gerekiyor. Ortadoğu pazarı uzun vadeli planlar yapmaya elverişli değil çünkü yeraltı kaynakları bütün dünya ülkelerinin dikkatini cezbediyor ve bundan dolayı savaşların sonu gelmiyor. Ancak savaşların bitmesinin akabinde güzel bir pazar olacaktır. Şu anda benim öngörülerime göre yeni dünya düzeni kuruluyor. Pastadan pay alma derdine düşülmüş durumda. Onun için dünyanın farklı bölgelerinde savaşlar bitmiyor ancak en kısa süre içinde bu savaşların biteceğini ümit ediyoruz. Dünyamızın yeraltı ve yerüstü kaynakları ile 80 milyar insanın ihtiyaçları karşılanabilecek durumdayken 8 milyar insan bu kavgalardan dolayı kendine yetemiyor. Hani diyorlar ya kiminin ekmeği bayat, kiminin pırlantası küçük. Bunun en büyük sebebi ise bazı ülkelerin rejim ve politikaları” diye konuştu.

 

 

İLGİLİ MAKALELER

ARAMA SONUÇLARI